Başkanlar ‘Yerel Yönetimlerde Umut’u anlattılar

  • 11 Aralık 2018

Kepez Belediyesi ve Rating Akademi ortaklığında gerçekleşen 2?incisi Uluslararası Umut Kongresi’nin ilk günkü konusu ‘Yerel Yönetimler ve Umut’ oldu. Moderatörlüğünü CHP Genel Sekreteri Akif Hamzaçebi?nin yaptığı oturumda, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Tire Belediye Başkanı Tayfur Çiçek ?Yerel Yönetimlerde Umut’u anlattılar.

 Kepez Belediyesi ve Rating Akademi ortaklığında gerçekleşen 2’incisi Uluslararası Umut Kongresi’ dün start aldı. Ulusal ve uluslararası birçok akademisyen, sanatçı, bilim adamı, siyasetçi ve belediye başkanın katılım gösterdiği Kongre’nin ilk oturum konusu ‘Yerel Yönetimler ve Umut’ oldu.  Moderatörlüğünü CHP Genel Sekreteri Akif Hamzaçebi’nin yaptığı ilk oturumda konuşmacı olarak Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, İzmir Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İzmir Tire Belediye Başkanı Tayfur Çiçek konuşmacı olarak yer aldılar. Yerel yönetimlere ciddi anlamda siyaset karıştığını ifade eden başkanlar, sosyal demokrat yönetimin önemine vurgu yaptılar. Tire Belediye Başkanı Çiçek, birçok yatırımın engellendiğini ifade ederken, Seferihisar Belediye Başkanı Soyer,  dünyadaki gelişmelerde yerel yönetimin önemini aktardı. Son olarak konuşan Belediye Başkanı Gökhan ise Çanakkale’de verdikleri hizmetlere değinerek; “Aydınlık güzel günlere inanmamız gerekir, ‘motorları mavi yolculuklara sürebilecek miyiz’ diye düşünmemiz gerekir. Bu şartlar giderek zorlaşıyor ama enseyi karartmamamız lazım” dedi.

“CHP’li belediyeler çok büyük bir defansla karşılaşıyorlar”

Sosyal demokrat kimliğini hiçbir zaman kaybetmeden ve seçimlerin arifesine kadar çalışmalarına devam edeceklerini belirten Tire Belediye Başkanı Çiçek; “Konya’da yapılan bir toplantıda bir Belediye Başkanı arkadaşım ‘İşi gücü bırakın. Tamamen siyasete odaklanın’ dedi. Ben, bu görüşe katılmıyorum. Çünkü halkın umudu olan belediye başkanları, Belediye Başkanı kimliğini son ana kadar taşımalıdır. Yapacaklarını, sözlerini yerine getirmek için son döneme kadar performans içinde olmalıdır. Mutlaka birkaç bir şey kalacaktır ama halkın ona olan güvenini asla kaybetmemelidir. Kendi imkânlarımızla belediye başkanlığımızı yapmaya çalışıyoruz. Çok şey yapmak istiyoruz ama CHP’li belediyeler inanın çok büyük bir defansla karşılaşıyorlar. Herkes kendi imkânları ile ayakta kalmaya çalışıyor. 100 lira toplanıyorsa halktan, 10 lira belediyelere kalıyor. Avrupa ülkelerinde yüzde 50 belediyelere kalıyorken, bizde bu oran yüzde 11. Bu oranda borçsuz belediyelerin almış olduğu oranlar. Belediyelerin gelirleri arasında emlak vergisi ve çöp vergisi kaldı. Bu şartlarda belediyelerin çalışması mucizelere kaldı” dedi.

“İnsanlık tarihi, eşitsizlikler üzerine kuruldu”

 Çiçek’in ardından konuşan Seferihisar Belediye Başkanı Soyer dünyadaki tarihi gelişmelerden bilgililer sundu. Soyer;  “‘Gerçekçi ol imkansızı iste’ Paris’teki 68 gençliğinden mottolarından biriydi bu. İnsanlığın en önemli hikayelerinden biri aslında Paris’te yazıldı. Bugün o hikayenin 50’nci yıl dönümü. O tarihi gençler yazdı, otoriter düzenin her türlü dayatmasına bir tepki olarak başlayan isyan, ardından bütün dünyayı sardı ve adeta özgürlüğün, barışın, aşkın ve kardeşliğin sembollerinden biri oldu. O dönemin değerlerini savunan gençlere 68 kuşağı deniliyor, bugün ise çoğu 70’ini çoktan devirdi. İnsanlık tarihi, eşitsizlikler üzerine kuruldu. İnsanoğlunun 5 milyon yıl önce Afrika kıtasında başlayan macerası önde olmak nedeniyle aslında en çok Afrikalıların ilerde olmasını gerektirirdi ama öyle olmadı. Bazı ülkelerde tarım önce keşfedildiği halde tarım toplumuna geç geçiş yapanlar daha ileriye gidebildi. Tarihte bazı toplumlar, çok parlak dönemlerinin ardından çok büyük yıkımlar yaşadılar. Bugün bazı ülkelerin gelişmişlik seviyesi ile diğerleri arasında uçurumlar oluşmuş durumda. Bireylerin kişisel tarihi de insanlığın genel tarihinden farklı seyretmiyor. Bu eşitsizliklerin bir kader olduğu ve değiştirilmesinin imkansız olduğu algısı çok yaygındır. Oysa bu eşitsizlikler, mutlak ve değişmezliği, Fransa ihtilaline göre 250 yıl, Avrupa’nın Rönesanssına göre 500 yıl, İngilizlere göre 800 yıl geride olduğumuzun tespiti yapılabilir ancak bu farklar da mutlak kapanmaz değildir. 1970’lere kadar aynı seviyede olduğumuz, petrolü, turizmi, jeopolitik avantajı olamayan Finlandiya 40 yılda bizim gelir seviyemizin 4 katına ulaştı. 1990’larda her yıl yüzde 10 küçülürken işsizlik yüzde 7’lerdeyken tarihin en genç başbakanı, 2 önemli adım attı. Birincisi, tüm bakanlıkların bütçesini küçülterek devleti küçülttü, ikincisi ise elde edilen tasarrufu eğitime yatırdı. Bugün Finlandiyalı çocuklar, fen, matematik ve okuma becerisinde. Onlar bugün her hangi bir bilgiye ulaşmada 280 ülke arasında 1’inci sıradayken biz, 154’üncü sıradayız. Hukukun üstünlüğünde onlar 99 ülke arasında 4’üncü sıradayken biz 59’uncu sıradayız. Bilgiye ulaşmada yasakların, engellerin kaktığı rekabetin, hukukun güvencesi altında olduğu bir ülke özgürlüklere ve demokrasiye yakınlaşıyor. Eğitime yatırım, aynı zamanda barışa yatırımdır” dedi. 

“Umudu olmayan toplumlarda barışın olması söz konusu olamaz”

Son olarak konuşan Çanakkale Belediye Başkanı Gökhan Umut’un önemine değinerek; “Bizim dilimizde bazı terimler vardır, ‘Umut fakirin ekmeğidir’ gibi. Ne kadar da güzel bir söz. Yaşıyorsak hala umut var demektir. Allah bir kapıyı kapatsa, bin kapıyı açar. Bu da bir umuttur, bu Allahtan umut dilemektir. En karanlık gece bile sona erer, karanlık gecelerin sonu aydınlıktır ve bu da bir umudu ifade eder. Yani karamsarlıktan bizi uzaklaştırır. Bunlar bizim dilimizin çok güzel değimleridir, tabi başka değimler de vardır. Bu her ülkede var tabi sadece bizim dilimizde değil, her inançta, her kültürde. Umut’un o ülkede çok iyi yerleştiğini ve ifade edildiğini görürüz. Çünkü umut olmazsa yaşam olmaz. Umut yaşamdır, yaşamın kendisi bir umuttur. Umut, insanın yaşamak için ihtiyaç duyduğu sudur, havadır, sadece umutlu insan mutlu olur, umudunu kesmiş insan her şeyde mutsuz olmaktadır. Umudunu günden güne yitiren toplumlarda da çözülmeler başlar, ayrışmalar başlar ki bu durumlar hiç arzu etmediğimiz durumlardır. İnsanlığı bir arada tutan değerler erozyona uğrar, maya bozulur ve barış biter.  Yani umut, barış demektir, umudu olmayan toplumlarda barışın olması söz konusu olamaz. Dolayısıyla, ülkemizin içinde bulunduğu OHAL ve KHK’larla karartılan hayatlar, güvenlik sorunları, eğitimin gittikçe bilimsellikten uzaklaşması, rasyonellikten uzaklaşmalar, artan beyin göçü, kadın cinayetleri, çocuk istismarları, cezaevlerindeki gazeteciler, bilim adamları ve bir çok olumsuzluğa karşı umudu korumamız gerekir. Aydınlık güzel günlere inanmamız gerekir, ‘motorları mavi yolculuklara sürebilecek miyiz’ diye düşünmemiz gerekir. Bu şartlar giderek zorlaşıyor ama enseyi karartmamamız lazım.  Bütün belediye başkanlarımız son derece başarılı ve sürekli de seçiliyorlar. Çünkü temsil ettikleri toplumlara umut veriyorlar, umut göstergeleri yüksek.

“Özgürlüğü ön plana alıyoruz”

Özgürlüğü ön plana aldıklarını ifade den Gökhan; “Dayanışmayı ön plana alıyoruz, özellikle toplumun desteğe ihtiyacı olan kesimlerine öncelikliyoruz. Çocukları, engellileri, yaşlıları ön plana alıyoruz. Hiç kimsenin mutsuz olmasına fırsat vermiyoruz. Yoksulluk olabilir, fakirlik olabilir olsun, biz de yemek veriyoruz, kart veriyoruz. Çünkü insanların umudu kaybolmasın. Onun için bu konuda insanlara dokunan yöneticilikler yapmaya çalışıyoruz. Çanakkale’de çocuklarla ilgili kreşin üzerinde bilim ve kültür birimi var. Burada çeşitli etkinlikler yapılıyor bilim ve çocukların gelişmesi için. 3D yazıcılar var, kodlamalar öğretiliyor, başka konularda da eğitim veriliyor. Buradaki hedef, o çocukların bu kentte yaşarken mutlu olmalarını sağlamaya çalışıyoruz, dolayısıyla velilerinin de. İnsanların bu kentte mutlu bir biçimde yaşamalarını sağlamak çok önemli, ‘eğer yaşadığı kentte mutluysa elbette ki umudu da yeşerecektir diye düşünüyoruz. Yaşlılarla ilgili Altın Yıllar Yaşam Merkez’imiz var. 65 yaşının üzerindeki kadın-erkek hemşerilerimiz her gün oraya geliyorlar, onların bir kısmını taşıyoruz ve orada oturmuyorlar çeşitli etkinliklerde bulunuyorlar. Biz, bu insanlara yatırım yapmasaydık o insanlar evlerinde oturuyor olacaklardı, bu becerilerini ortaya çıkaramayacaklardı. Biz, oraya gittiğimiz zaman o insanların umutlu olduklarını görüyoruz. Çünkü kendilerini iyi hissediyorlar ve içlerinde yapabilirim umudu var” dedi.        (Eren Aşnaz)