Medyada Biz

TOPLUM 5.0 İLE İNSAN MERKEZLİ YAŞAM HEDEFLENİYOR
  • 28 Ekim 2021

TOPLUM 5.0 İLE İNSAN MERKEZLİ YAŞAM HEDEFLENİYOR

Dr. Hüseyin Halıcı, VI. Uluslararası Holistence Academy Kongresi’ne katılarak “Toplum 5.0, Dijital Dönüşüm ve Gelecek” konusunda bir sunum gerçekleştirdi.

Halıcı Group CEO’su ve Toplum 5.0 Akademi Başkanı Dr. Hüseyin Halıcı, VI. Uluslararası Holistence Academy Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Toplum 5.0 ile insan merkezli yaşam hedefleniyor.” diye konuştu.

Dr. Hüseyin Halıcı, etkinlik kapsamında “Toplum 5.0, Dijital Dönüşüm ve Gelecek” konusunda bir sunum gerçekleştirdi.

TEKNOLOJİ VE TEKNOLOJİNİN SANAYİLEŞTİRİLMESİ

Dr. Halıcı, online olarak gerçekleştirilen etkinlikte endüstriyel değişimlerin teknolojik gelişmeleri doğrudan etkilediği gibi insan hayatını da değiştirdiğini ve sanayide kullanılan teknolojik yeniliklerin ticari gelişmeyi sağlarken aynı zamanda insan hayatında da dönüşüm sağladığını belirtti.

Dr. Halıcı, toplumsal değişimlerin önünü açan kavramın teknoloji olduğunun altını çizerken teknolojinin en önemli dinamiğinin ise sanayileştirilmiş olması gerektiğini ifade etti.

“ENDÜSTRİ 4.0’I TETİKLEYEN İNSANIN KENDİSİ”

Bu doğrultuda sanayi devrimlerinin insan hayatında önemli değişikliklerin başlangıcı olduğunu ve söz konusu devrimlerin tetikleyici özellikleri bulunduğunu kaydeden Dr. Halıcı, “Örneğin Birinci Sanayi Devrimi, James Watt’ın buhar enerjisini mekaniğe dönüştürmesiyle yani mekanik bir nedenle ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde Tesla’nın alternatif akımı bulmasıyla İkinci Sanayi Devrimi yaşanmıştır. Üçüncü Sanayi Devrimi, William Shockley’in transistörü bulmasıyla elektronik devreler gündeme geldi ve sonuç olarak elektronik kartlar, kontrol sistemleri, PLC’ler ve bugünkü bilgisayarlı, robotlu sistemlere kadar gelen bir yapı oluştu. Bu devrimi de elektronik tetikledi.” diye konuştu.

Sanayi devrimlerinde tetikleyici faktörlerin önemine dikkat çeken Dr. Halıcı, Dördüncü Sanayi Devriminde ise tetikleyici olarak ifade edilen faktörün teknoloji değil insan olduğunu vurgulayarak yapay zekanın sanıldığının aksine yeni bir teknoloji olmadığını belirtti.

“TEKNOLOJİ SAYESİNDE İLERLEYECEĞİZ”

Dünya tarihinde yer alan toplum türlerinden bahseden Dr. Halıcı; avcı toplumu, tarım toplumu, endüstri toplumu ve 1990’lı yıllarda internetin çıkışıyla birlikte bilginin ve verinin öneminin fark edilmesiyle birlikte bilgi toplumu kavramının ortaya atıldığını söyledi.

Dr. Halıcı, Japonların süper akıllı toplum olarak adlandırdığı Toplum 5.0’a değinerek “Toplum 5.0, insan merkezli bir yaşamı amaçlıyor. Çünkü nüfustan çevreye birçok sorun var ve bunlar bana göre teknoloji ile çözülür. Teknoloji ile buralara geldik ve yine teknoloji sayesinde ilerleyeceğiz. Dolayısıyla insanların verimli, kaliteli, esnek ve insancıl yaşadıkları bir dünya amaçlanıyor.” ifadelerini kullandı.

“DOĞRU FİRMALAR VE DOĞRU UYGULAMALARLA İLERLENMELİ”

Toplum 5.0’ın insan hayatına getireceği faydalara değinen Dr. Halıcı, “Öncelikle fiziksel çalışma hayatı sona erecek. Bu tür işleri robotlar, sistemler, mekanizmalar yapabilirler. İşçilik maliyetlerinin düşmesinden ve ürünlerin ucuza mal edilmesinden dolayı daha az çalışarak daha çok kazanabildiğimiz bir çalışma şekli ortaya çıkacak. Birçok meslek değişecek ya da evrilecek. Çalışma süreleri azalacak. Yaşam şekli değişecek.” diye konuştu.

“Dijital dönüşümün bir seçenek olmadığını bir zorunluluk olduğunu bilmemiz gerekiyor” diyen Dr. Halıcı, Türkiye’nin dijital dönüşüme geç kalmadığını, standart bir çözümü olmayan dijital dönüşüm yolculuğunda, doğru firmalar ve doğru uygulamalarla ilerlenmesi gerektiğini ifade etti.
www.halici.com

Uluslararası Sürdürülebilir Yaşam Konferansı
  • 18 Ocak 2021

Uluslararası Sürdürülebilir Yaşam Konferansı

Üniversitelerin teknoparklarında çok güzel işler yapan şirketler kuruluyor. Rating Academy de bunlardan biri. Kurucusu Prof. Dr. Mehmet Şahin ile çok kısa bir söyleşi de yazımızda yer almaktadır. Rating Academy tarafından 24-26 Aralık 2020 tarihlerinde online olarak düzenlenen ISLC2020 (Uluslararası Sürdürülebilir Yaşam Konferansı – Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları) , toplam 40 davetli konuşmacı, 5 ayrı panelde 20 panelistin sunumu ve 67 bildiri sunumu ile gerçekleştirildi.

Farklı üniversiteler ve STK’ların desteklediği konferans kapsamında ATRVİTAL ismiyle bir online sergi düzenlendi. Doç. Dr. Evren KARAYEL kuratörlüğünde gerçekleştirilen sergide, farklı ülkelerden 105 sanatçıya ait eserler sergilendi. Toplamda 260 sanatçı ve akademisyenin katkı sunduğu konferansı akademisyenler, öğrenciler, konuyla ilgili STK yönetici ve üyeleri ve önemli sayıda profesyonel izledi.

Konferansta Birleşmiş Milletler tarafından Gündem 2030 olarak da adlandırılan 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları bazında oturumlar ve paneller düzenlendi. Konferansta ele alınan konular SKA 17’nin tümünü kapsayan bir çerçeveye oturdu.

Konferansta ele alınan konular sonucunda asgari müşterekler bağlamında aşağıdaki görüşler ortaya çıkmıştır.

***

1-Artık bir antroposen çağında ve kimilerince vurgulanan 6. Kitlesel Yokoluş Çağı’nda yaşamaktayız. Bu çağda toplumların refahı için ekonomik büyüme (ulusal gelir artışı) yeterli olmayıp, bütünsel – sürdürülebilir – kalkınma (ekonomik, sosyal, ekolojik) gerekmektedir. Belki de kimi konularda küçülme ve anti-endüstriyalist uygulamalar gerekmektedir, örneğin daha çok fosil yakıtlı enerji üretimi yerine enerji verimliliğine odaklanmak, endüstriyalist tarım yerine agro-ekolojiye odaklanmak gibi.

Bu anlamda “sürdürülebilir kalkınma” teriminin “sürdürülebilir kapitalist gelişme” olarak anlaşılması şeklindeki anlambilimsel tartışmanın aşılması sorunu çözüm beklemektedir.

Yeni bir yaşamın insan merkezli olmaktan öte ekoloji merkezli olması, insanların ve giderek toplumların doğaya egemen olma yerine doğanın -ekosistemin- bir parçası olma biçimindeki bir felsefeye dayanması gerektiği gerçeği kaçınılmaz gözükmektedir. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınma kavramı yerine anlambilimsel tartışmaları da aşan biçimde SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM kavramı ve yaklaşımı daha ussal ve kapsayıcı gözükmektedir.

***

2-Sürdürülebilir yaşam için gerek örgün gerek yaygın eğitim aracılığıyla ekolojik okuryazarlık bağlamında bir paradigma değişimi gereklidir. Daha çok için hız ve haz odaklı toplum kavramı bırakılmalı yerine “yavaş ve daha az –minimalizm- toplumu” kavramı benimsenmelidir.

Bireyler ekolojik okuryazar olmakla, salt birer tüketici olmanın ötesine geçmeli; sürdürülebilir üretim-tüketim kapsamında önce birer üreketici (kendi gereksinimlerinin bir kısmını kendisi üreten kişi) olmalı, ardından isteklerine değil de gerçek gereksinimlerine odaklı bir yeşil tüketici olmalıdır. Şirketler artık sorumlu üretim (SKA 12) bağlamında ideal olarak ortakyaşar (simbiotik) stratejisine uygun olarak ESG (çevresel – sosyal – ekonomik yönetişimsel) sistemiyle çalışmalı ve saydam bir raporlama yapmalıdırlar.

İşletmeler ve devlet insanlara yaraşır istihdam sağlamak durumundadırlar (SKA 8), sanayi ve alt yapı çalışmaları da ekolojik –tutumlu – yenilik (SKA 9) felsefesi doğrultusunda yürütülmelidir. Bu amaçla izlenecek yolun adı kurumsal gelişim olup, bunun gerçekleşmemesi SKA’ların yaşama geçirilmesi olanaksızlaşacaktır.

***

3-Sürdürülebilir Yaşam için 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve bunların her biri için hedefler bir anlamda asgari program ve yol haritası olup, bunlar gelişmeye açıktır. Bu bağlamda BM İnsani Gelişme Endeksi 2020 Raporu’nda geliştirilen yeni modelden de yararlanılabilir.

***

4- Sürdürülebilir yaşam bağlamında 17 Amaç setinin kategorilendirilmesi konusunda çeşitli yaklaşımlar yapılabilmektedir. Bunlardan birine göre piramidin tepesinde Temiz Su ve Hijyen (SKA 6) ile Ulaşılabilir ve Temiz Enerji (SKA7) öncelikli SKA’lar olarak yer alıyor; piramidin ortasında İyi Sağlık ve İyilik Hali (SKA3), İnsana Yaraşır İş ve Ekonomik Büyüme (SKA 8), Sanayi, Yenileşim ve Altyapı (SKA 9), Sürdürülebilir Kentler ve Topluluklar (SKA11), Sorumlu Üretim ve Tüketim (SKA12), İklim için Eylem (SKA13), Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar (SKA16) destekleyici olarak yer alıyor. Piramidin tabanında yer alan Açlığa Son (SKA1), Sıfır Açlık (SKA2), Kaliteli Eğitim (SKA4), Cinsiyet Eşitliği (SKA5), Eşitsizliğin Azaltılması (SKA10), Suda Yaşam (SKA14), Karada Yaşam (SKA15) ise temeli oluşturuyor. SKA’lar için Ortaklık (SKA17) ise diğer tüm amaçların başarımı için taşıyıcı dalga işlevi niteliğinde!

***

5-SKA’lar aracılığıyla sürdürülebilir yaşamın sağlanabilmesi için en önemli SKA 17 (Amaçlar için ortaklıklar) olarak gözükmektedir. Sürdürülebilir yaşam için bireysel, ticari veya ticari olmayan kurumsal, ulusal ve uluslararası düzeylerde işbirliği gereklidir. Elbette bunun için güçlü adalet, kurumların ve barışın önemi (SKA 16) destekleyici bir rol oynayacaktır.

İşbirliği yapacak kurumlar konusunda kısmi ve tam kapsamlı amaç odaklı örgütlenmenin hızla genişlediği gözlenmektedir. Bunların kimileri yerleşik düzene çeki düzen vermek odaklı ve ticari oluşumlar (ENGO: Environmental Non-governmental Organization) iken kimileri de daha radikal alternatiflere odaklanmaktadır. Bu konuda evrimciliğin yeterli olamayabileceği, daha devrimci olunması gereksinmesi ortadadır. Ülkemizin kurucu felsefesi Kemalizm’in temel ilkelerinden birinin devrimcilik olduğunu anımsa(t)mak yerinde olacaktır. Tam da bu nedenle yönetebilmek için her düzeyde ekolojik ayakizi ölçümü şarttır.

Dünyamızın içinden geçtiği Kovid – 19 süreci, dünyayı bekleyen daha büyük bela olan iklim değişikliği konusunu unutturmamalıdır. Bu konuda Paris Sözleşmesi’ni imzalamayan ABD’nin imzalaması beklenmektedir. Ülkemiz de henüz onaylayıp ulusal mevzuat haline getirmemiştir, bu durum da acilen çözülmelidir.

***

6- Sürdürülebilir yaşamın yönetimi için SKA 17’nin herbiri için konulan hedeflere ilişkin göstergeler ölçülmeli ve saydam biçimde raporlanmalıdır. Bu konuda BM’in SDG Tracker gibi takip programlarında ülkemizin kimi verilerinin olmadığı ya da gerçekçi olmadığı gözükmektedir. SKA’larla ilgili olarak ülkemizde Başkanlığa bağlı Strateji Ofisi ile oluşmuş dar organizasyonun ötesinde her bakanlıkta bu konuyla ilgili bir birim oluşturulmalıdır. Kaldırılan Kalkınma Bakanlığı derhal yeniden kurulmalı ve çalışma str

***

7- 17 SKA çalışmalarında odaklanılan kavram eşitsizlik olmalıdır (SKA 5, SKA 10). Tüm olumsuz durumların ana kaynağı budur: Uluslararası eşitsizlik, ulus içi eşitsizlik vd. Hatta sağlık ve iyi olma hali amacı (SKA 3) için bile böyle olduğu Kovid-19 sürecinde net görülmüştür. Bu anlamda ortaya çıkmış “küresel tedarik zincirleri” sürdürülebilirliğin her boyutunda yıkıma yol açmaktadır. Bu nedenle “yerel üret-yerel tüket” sloganı esas alınmalı, uluslararası şirketlerin kâr odaklı tarım-gıda-sağlık üçgenindeki uygulamalarına son verilmelidir.

***

8- Ülkemiz dikey ve yanlış inşaata (ve mega projelere) ve aşırı kentleşmeye dayalı sermaye birikim modelini ivedice terkedip, sürdürülebilir yerleşme birimlerine odaklanmalıdır.

Not: İlgilenen kişi ve kuruluşlar kaçırdıkları konferans oturumlarının bant kayıtlarına ve sunumların yer aldığı yayınlara Rating Academy’nin youtube kanalından ulaşabilirler. Ayrıca Rating Academy’yi de arayabilirler.

PROF. DR. MEHMET ŞAHİN İLE RATİNG ACADEMY VE ETKİNLİKLERİ HAKKINDA KISA SÖYLEŞİ

1- Rating Academy hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

2016 yılında kurulan Rating Academy, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Teknopark’ında faaliyetlerini sürdürmektedir. Akademik yazılımlar üreten Rating Academy, aynı zamanda akademik yayıncılık faaliyetlerinde bulunmaktadır. Bu kapsamda çok sayıda kitap ve farklı alanlarda 6 adet uluslararası akademik dergi yayınlamaktadır. Rating Academy tarafından Türkiye’de ve diğer ülkelerde birçok uluslararası kongre ve sergi düzenlenmektedir. Araştırmacılar, yazarlar, bilim adamları, sanatçılar … dünyanın farklı yerlerinden birçok katılımcı Rating Academy proje ve etkinliklerinde buluşmaktadır.

2- Sürdürülebilir Yaşam konferansını düzenlemedeki amacınız neydi?

Rating Academy kongrelerinde temel amaç, ülke ve dünya gündemini meşgul eden sorunların özellikle multidisipliner yaklaşımla ele alınmasıdır. Bu bağlamda günümüz toplumlarının ortak sorunlarını ifade eden Sürdürülebilir Yaşam kavramının bütün unsurları ile birlikte ele alınması hedeflenmiştir. Bu kongrede de multidisipliner arayışlar temel öncelik olmuştur.

3-Başka hangi kongreleri yaptınız?

Rating Academy tarafından son 4 yıl içerisinde gerçekleştirilen uluslararası kongreleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Güzeli Arayış Kongresi (2017-Çanakkale)
  • Umut Kongresi (2018-Çanakkale)
  • Farkındalık Kongresi (2017-Polonya, 2018 -Çanakkale, 2019-Çanakkale ve 2020-Çanakkale)
  • Bilim ve Sanatta Yaratıcı ve İnnovatif Yaklaşımlar Kongresi (2017- Kosova ve 2018- Makedonya)
  • Farklı Boyutlarıyla Sağlık Kongresi (2020-Çanakkale)
  • Kültürel Paradigmalar ve Yenilenen AZERBAYCAN (2018 – Bakü)
  • Köy Enstitüleri ve Eğitimde Yeni Arayışlar (2019-Çanakkale)
  • Köy Enstitüleri Felsefesini geleceğe Taşımak (2020-Çanakkale)
  • Dezavantajlı Gruplara Multidisipliner Yaklaşımlar (2020 -Çanakkale)
  • Uygulamalı Bilimler (2018 -Ukrayna)

Başkanlar ‘Yerel Yönetimlerde Umut’u anlattılar
  • 11 Aralık 2018

Başkanlar ‘Yerel Yönetimlerde Umut’u anlattılar

Kepez Belediyesi ve Rating Akademi ortaklığında gerçekleşen 2?incisi Uluslararası Umut Kongresi’nin ilk günkü konusu ‘Yerel Yönetimler ve Umut’ oldu. Moderatörlüğünü CHP Genel Sekreteri Akif Hamzaçebi?nin yaptığı oturumda, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Tire Belediye Başkanı Tayfur Çiçek ?Yerel Yönetimlerde Umut’u anlattılar.

 Kepez Belediyesi ve Rating Akademi ortaklığında gerçekleşen 2’incisi Uluslararası Umut Kongresi’ dün start aldı. Ulusal ve uluslararası birçok akademisyen, sanatçı, bilim adamı, siyasetçi ve belediye başkanın katılım gösterdiği Kongre’nin ilk oturum konusu ‘Yerel Yönetimler ve Umut’ oldu.  Moderatörlüğünü CHP Genel Sekreteri Akif Hamzaçebi’nin yaptığı ilk oturumda konuşmacı olarak Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, İzmir Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İzmir Tire Belediye Başkanı Tayfur Çiçek konuşmacı olarak yer aldılar. Yerel yönetimlere ciddi anlamda siyaset karıştığını ifade eden başkanlar, sosyal demokrat yönetimin önemine vurgu yaptılar. Tire Belediye Başkanı Çiçek, birçok yatırımın engellendiğini ifade ederken, Seferihisar Belediye Başkanı Soyer,  dünyadaki gelişmelerde yerel yönetimin önemini aktardı. Son olarak konuşan Belediye Başkanı Gökhan ise Çanakkale’de verdikleri hizmetlere değinerek; “Aydınlık güzel günlere inanmamız gerekir, ‘motorları mavi yolculuklara sürebilecek miyiz’ diye düşünmemiz gerekir. Bu şartlar giderek zorlaşıyor ama enseyi karartmamamız lazım” dedi.

“CHP’li belediyeler çok büyük bir defansla karşılaşıyorlar”

Sosyal demokrat kimliğini hiçbir zaman kaybetmeden ve seçimlerin arifesine kadar çalışmalarına devam edeceklerini belirten Tire Belediye Başkanı Çiçek; “Konya’da yapılan bir toplantıda bir Belediye Başkanı arkadaşım ‘İşi gücü bırakın. Tamamen siyasete odaklanın’ dedi. Ben, bu görüşe katılmıyorum. Çünkü halkın umudu olan belediye başkanları, Belediye Başkanı kimliğini son ana kadar taşımalıdır. Yapacaklarını, sözlerini yerine getirmek için son döneme kadar performans içinde olmalıdır. Mutlaka birkaç bir şey kalacaktır ama halkın ona olan güvenini asla kaybetmemelidir. Kendi imkânlarımızla belediye başkanlığımızı yapmaya çalışıyoruz. Çok şey yapmak istiyoruz ama CHP’li belediyeler inanın çok büyük bir defansla karşılaşıyorlar. Herkes kendi imkânları ile ayakta kalmaya çalışıyor. 100 lira toplanıyorsa halktan, 10 lira belediyelere kalıyor. Avrupa ülkelerinde yüzde 50 belediyelere kalıyorken, bizde bu oran yüzde 11. Bu oranda borçsuz belediyelerin almış olduğu oranlar. Belediyelerin gelirleri arasında emlak vergisi ve çöp vergisi kaldı. Bu şartlarda belediyelerin çalışması mucizelere kaldı” dedi.

“İnsanlık tarihi, eşitsizlikler üzerine kuruldu”

 Çiçek’in ardından konuşan Seferihisar Belediye Başkanı Soyer dünyadaki tarihi gelişmelerden bilgililer sundu. Soyer;  “‘Gerçekçi ol imkansızı iste’ Paris’teki 68 gençliğinden mottolarından biriydi bu. İnsanlığın en önemli hikayelerinden biri aslında Paris’te yazıldı. Bugün o hikayenin 50’nci yıl dönümü. O tarihi gençler yazdı, otoriter düzenin her türlü dayatmasına bir tepki olarak başlayan isyan, ardından bütün dünyayı sardı ve adeta özgürlüğün, barışın, aşkın ve kardeşliğin sembollerinden biri oldu. O dönemin değerlerini savunan gençlere 68 kuşağı deniliyor, bugün ise çoğu 70’ini çoktan devirdi. İnsanlık tarihi, eşitsizlikler üzerine kuruldu. İnsanoğlunun 5 milyon yıl önce Afrika kıtasında başlayan macerası önde olmak nedeniyle aslında en çok Afrikalıların ilerde olmasını gerektirirdi ama öyle olmadı. Bazı ülkelerde tarım önce keşfedildiği halde tarım toplumuna geç geçiş yapanlar daha ileriye gidebildi. Tarihte bazı toplumlar, çok parlak dönemlerinin ardından çok büyük yıkımlar yaşadılar. Bugün bazı ülkelerin gelişmişlik seviyesi ile diğerleri arasında uçurumlar oluşmuş durumda. Bireylerin kişisel tarihi de insanlığın genel tarihinden farklı seyretmiyor. Bu eşitsizliklerin bir kader olduğu ve değiştirilmesinin imkansız olduğu algısı çok yaygındır. Oysa bu eşitsizlikler, mutlak ve değişmezliği, Fransa ihtilaline göre 250 yıl, Avrupa’nın Rönesanssına göre 500 yıl, İngilizlere göre 800 yıl geride olduğumuzun tespiti yapılabilir ancak bu farklar da mutlak kapanmaz değildir. 1970’lere kadar aynı seviyede olduğumuz, petrolü, turizmi, jeopolitik avantajı olamayan Finlandiya 40 yılda bizim gelir seviyemizin 4 katına ulaştı. 1990’larda her yıl yüzde 10 küçülürken işsizlik yüzde 7’lerdeyken tarihin en genç başbakanı, 2 önemli adım attı. Birincisi, tüm bakanlıkların bütçesini küçülterek devleti küçülttü, ikincisi ise elde edilen tasarrufu eğitime yatırdı. Bugün Finlandiyalı çocuklar, fen, matematik ve okuma becerisinde. Onlar bugün her hangi bir bilgiye ulaşmada 280 ülke arasında 1’inci sıradayken biz, 154’üncü sıradayız. Hukukun üstünlüğünde onlar 99 ülke arasında 4’üncü sıradayken biz 59’uncu sıradayız. Bilgiye ulaşmada yasakların, engellerin kaktığı rekabetin, hukukun güvencesi altında olduğu bir ülke özgürlüklere ve demokrasiye yakınlaşıyor. Eğitime yatırım, aynı zamanda barışa yatırımdır” dedi. 

“Umudu olmayan toplumlarda barışın olması söz konusu olamaz”

Son olarak konuşan Çanakkale Belediye Başkanı Gökhan Umut’un önemine değinerek; “Bizim dilimizde bazı terimler vardır, ‘Umut fakirin ekmeğidir’ gibi. Ne kadar da güzel bir söz. Yaşıyorsak hala umut var demektir. Allah bir kapıyı kapatsa, bin kapıyı açar. Bu da bir umuttur, bu Allahtan umut dilemektir. En karanlık gece bile sona erer, karanlık gecelerin sonu aydınlıktır ve bu da bir umudu ifade eder. Yani karamsarlıktan bizi uzaklaştırır. Bunlar bizim dilimizin çok güzel değimleridir, tabi başka değimler de vardır. Bu her ülkede var tabi sadece bizim dilimizde değil, her inançta, her kültürde. Umut’un o ülkede çok iyi yerleştiğini ve ifade edildiğini görürüz. Çünkü umut olmazsa yaşam olmaz. Umut yaşamdır, yaşamın kendisi bir umuttur. Umut, insanın yaşamak için ihtiyaç duyduğu sudur, havadır, sadece umutlu insan mutlu olur, umudunu kesmiş insan her şeyde mutsuz olmaktadır. Umudunu günden güne yitiren toplumlarda da çözülmeler başlar, ayrışmalar başlar ki bu durumlar hiç arzu etmediğimiz durumlardır. İnsanlığı bir arada tutan değerler erozyona uğrar, maya bozulur ve barış biter.  Yani umut, barış demektir, umudu olmayan toplumlarda barışın olması söz konusu olamaz. Dolayısıyla, ülkemizin içinde bulunduğu OHAL ve KHK’larla karartılan hayatlar, güvenlik sorunları, eğitimin gittikçe bilimsellikten uzaklaşması, rasyonellikten uzaklaşmalar, artan beyin göçü, kadın cinayetleri, çocuk istismarları, cezaevlerindeki gazeteciler, bilim adamları ve bir çok olumsuzluğa karşı umudu korumamız gerekir. Aydınlık güzel günlere inanmamız gerekir, ‘motorları mavi yolculuklara sürebilecek miyiz’ diye düşünmemiz gerekir. Bu şartlar giderek zorlaşıyor ama enseyi karartmamamız lazım.  Bütün belediye başkanlarımız son derece başarılı ve sürekli de seçiliyorlar. Çünkü temsil ettikleri toplumlara umut veriyorlar, umut göstergeleri yüksek.

“Özgürlüğü ön plana alıyoruz”

Özgürlüğü ön plana aldıklarını ifade den Gökhan; “Dayanışmayı ön plana alıyoruz, özellikle toplumun desteğe ihtiyacı olan kesimlerine öncelikliyoruz. Çocukları, engellileri, yaşlıları ön plana alıyoruz. Hiç kimsenin mutsuz olmasına fırsat vermiyoruz. Yoksulluk olabilir, fakirlik olabilir olsun, biz de yemek veriyoruz, kart veriyoruz. Çünkü insanların umudu kaybolmasın. Onun için bu konuda insanlara dokunan yöneticilikler yapmaya çalışıyoruz. Çanakkale’de çocuklarla ilgili kreşin üzerinde bilim ve kültür birimi var. Burada çeşitli etkinlikler yapılıyor bilim ve çocukların gelişmesi için. 3D yazıcılar var, kodlamalar öğretiliyor, başka konularda da eğitim veriliyor. Buradaki hedef, o çocukların bu kentte yaşarken mutlu olmalarını sağlamaya çalışıyoruz, dolayısıyla velilerinin de. İnsanların bu kentte mutlu bir biçimde yaşamalarını sağlamak çok önemli, ‘eğer yaşadığı kentte mutluysa elbette ki umudu da yeşerecektir diye düşünüyoruz. Yaşlılarla ilgili Altın Yıllar Yaşam Merkez’imiz var. 65 yaşının üzerindeki kadın-erkek hemşerilerimiz her gün oraya geliyorlar, onların bir kısmını taşıyoruz ve orada oturmuyorlar çeşitli etkinliklerde bulunuyorlar. Biz, bu insanlara yatırım yapmasaydık o insanlar evlerinde oturuyor olacaklardı, bu becerilerini ortaya çıkaramayacaklardı. Biz, oraya gittiğimiz zaman o insanların umutlu olduklarını görüyoruz. Çünkü kendilerini iyi hissediyorlar ve içlerinde yapabilirim umudu var” dedi.        (Eren Aşnaz)